Renkli ofisler ve masaj odaları “marka işveren” olmak için yeterli mi?

İşveren Markalama özünde bir şirketin işveren olarak algısı anlamına geliyor. Birkaç sene önce özellikle genç teknoloji markaları ve girişimler rengarenk ofislerle yeni mezunlarda coşku yarattı. Google ofisleri deyince herkesin aklına aynı anda gelen rengarenk ofisler, salıncaklar, masaj odaları, bisikletler işte bu kavramın içinden fışkıran küçük detaylar... Peki bunlar yeterli mi?


Y kuşağı işvereninden kendi potansiyelini ortaya koymak, kariyer desteği, uygun olduğu alana yönlendirilme bekliyor.

Y kuşağının beklentileri


“En Gözde Şirketler” gibi araştırmalar bizlere çalışanların talepleriyle ilgili önemli bilgiler veriyor. Yol +Yemek + SSK zaten artık 80’lerden bir klişe ama renkli ofisler de artık Y kuşağı olarak tabir edilen 80 sonrası kuşağı tatmin etmiyor. Onlar kendi potansiyelini ortaya koymak, kariyer desteği, uygun olduğu alana yönlendirilme gibi taleplerle geliyor şirketler karşısına. Beklentiler böyle olunca bu alana yatırım yapmak, emek vermek ve algıyı şekillendirmek de çaba gerektiriyor. Bu sayede de sadece güçlü işveren markasına sahip şirketler yüksek nitelikli çalışanları bünyelerinde topluyor ve mevcut çalışanlarını elde tutabiliyorlar.


İşveren Markalamanın içini doldurun


Şirketlerin işveren olarak da puanlandığı bir ortamda sadece renkli ofislere avantaj elde edilemeyeceği açıkça ortada... Logonuz, renkleriniz sizi kurtaramayacağı için işveren markalamanın içini dolduran şirketler rekabette ön plana geçiyor. Bugün işveren marka yönetimi altında yatan birçok düşünce, pek çok şirket tarafından İK prosedürlerinde zaten uygulanıyor. Artık hemen hemen tüm şirketler insan kaynaklarına ciddi bütçeler ayırıyorlar ve insana verilen değer gün geçtikçe artıyor. Eksik olan ise tüm bu süreçlerde yapılanların yeterince anlatılamaması. Araştırma sonuçları, çalışan memnuniyetinin çok yüksek olduğu bazı şirketlerde dahi örgütsel bağlılığın düşük olabileceğini gösteriyor. İnsanlar işverenlerinin onlara sunduğu imkanlardan memnun olmakla birlikte dışarıdaki alternatiflere yönelebiliyorlar. Bunun önüne geçmek, yetenek havuzunda kendinize iyi bir yer edinmek ve rekabette ön plana geçmek için İşveren markalamaya emek, zaman ve kaynak ayırmanız gerekiyor. Marka olarak tüketiciniz nezdindeki algınızın çalışanlarınızla direkt bağlantısı olduğunu hatırladığınızda bu kararı daha hızlı verebileceksiniz.


İyi bir işveren Markalama için;


- İşveren Markası şirketlerde en tepeden başlar. Yani tepeden tırnağa bir konumlandırma ve içselleştirme gerekiyor.


- Kurumun çalışanlara kattığı haklar nelerdir. Bunun cevapları işveren markasını tetikler. Bu haklar göz önünde bulundurularak uygulamanın adımları belirlenebilir


- İşveren markası ve tüketici markası değerleri birbirinden farklıdır. Çıkış noktaları aynı kurum olsa da farklı amaçlara hizmet ederler. Birbirine karıştırılmamalı.


- İç iletişim, işveren markalama, kurumsal iletişim gibi kavramları bir potada eritmeye hazır olun.


- İşveren markası yönetiminden İK sorumludur ancak kurumsal iletişim departmanıyla kol kola yürümeli. Paydaşlara anlatmak iletişimcilerin işi.


- İşveren markalama için sosyal medya önemli bir araç haline geldi. Şirketlerin çalışanları için ortaya koyduğu çabayı anlatan sayfalar hem adaylar hem de hali hazırda çalışanlar tarafından dikkatle izleniyor.


- Çalışanlara değer vermek lafta kalmaması gereken bir şeydir, talepleri dinlenmeli ve buna uygun bir cevap mekanizması geliştirilmeli.

© 2017 GİS Halkla İlişkiler ve Ticaret A.Ş. Tüm hakları saklıdır

  • Facebook GIS Atölye
  • Twitter GIS Atölye
  • instagram GIS Atölye